tr

TÜRKİYE’DE ADLİ BİLİŞİM SUÇLARINA YÖNELİK CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN 134. MADDESİ HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINDAKİ EKSİKLİKLER

18.03.2022
101
TÜRKİYE’DE ADLİ BİLİŞİM SUÇLARINA YÖNELİK CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN 134. MADDESİ HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINDAKİ EKSİKLİKLER

TÜRKİYE’DE ADLİ BİLİŞİM SUÇLARINA YÖNELİK CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN 134. MADDESİ HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINDAKİ EKSİKLİKLER

Fırat ACAY[1]

Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma başlıklı CMK’nin 134. maddesi, ceza muhakemesindeki yeni delil elde etme yöntemlerinden biridir. CMK’nin 116. ve 123. maddelerinde de kimi koruma tedbirleri düzenlenmiştir. Ancak belirtmek gerekir ki bu düzenlemeler şahıs, ev, araç ve iş yerlerinde yapılan arama ve el koymaya yönelik düzenlemelerken çalışma konusu olan CMK’nin 134. maddesinin konusu doğrudan bilişim sistemidir.

Bu ve benzeri özel düzenlemelerin sebebi şüphesiz ki bilişim teknolojileri alnındaki ilerlemeler ve bu teknolojilerin günlük yaşantımızda geniş yer almasıdır. Bu alandaki gelişim ve ilerlemelerin hayatımızı kolaylaştırdığı aşikar olmakla birlikte, bilişim sistemleri aracılığıyla yeni suçların işlenebilmesine de imkan sağlamaktadır. Ceza muhakemesi de bu noktada devreye girmektedir. Zira muhakemenin başlaması, sağlıklı bir şekilde ilerlemesi ve hakkaniyete uygun sonuçlanabilmesi için işlenen veya işlendiği iddia edilen suça ait delilerin varlığına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen suçlar söz konusu olduğunda, delillerin toplanması ve ortaya konulabilmesi açısından özel bir düzenleme olan CMK madde 134 gündeme gelmektedir. Maddeyi ele almadan önce söz konusu delillere ulaşılması için başvurulan koruma tedbirleri, müdahaleler, arama, el koyma ve benzerinin özel hayatın gizliliğini, basın özgürlüğünü, haberleşme özgürlüğünü, haberleşmenin gizliliğini, mülkiyet hakkını, kişisel verilerin korunmasını, ifade özgürlüğünü vb kimi hakları ihlal edebilecek nitelikte olabileceğini, dolayısıyla bu hükmün iyi, doğru ve eksiksiz anlaşılmasının, uygulanmasının son derece önemli olduğunu söylemek gerekir.

Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama ve El koyma başlıklı CMK 134. maddesi her bir fıkra tek tek ele alınarak incelenecek olursa:

CMK m. 134/1 hükmü “Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması halinde, hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hakim onayına sunulur. Hakim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hakim tarafından aksine karar verilmesi halinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhal imha edilir”. şeklindedir. Kanun hükmünde her ne kadar yalnızca bilgisayar, bilgisayar programı[2] ve bilgisayar kütükleri[3] şeklinde sınırlı bir tanım yapılmış ise de bunlar dışındaki, cep telefonu, hafıza kartı, yazıcı, taşınabilir bellek, fotoğraf makinesi gibi cihazlar bakımdan da CMK 134/1 hükmü uygulanmaktadır.[4]

Zira Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2015/27517 E., 2017/1716 K. ve 15.02.2017 Karar sayılı kararında cep telefonunu bilgisayar mahiyetinde görerek CMK madde 134’e göre hüküm kurmuştur. Her ne kadar Yargıtay uygulaması bu yöndeyse ve biz de bu görüşe katılsak da burada bir kıyasın söz konusu olduğu ve bu durumun Anayasa 38/3 hükmüne aykırı bir hal oluşturacağı açıktır. Dolayısıyla kanun hükmü kıyasa ve yoruma mahal bırakmayacak açıklıkta yeniden düzenlenmelidir. CMK madde 134’ün sadece bilgisayarlarla ilgili olduğu, diğer elektronik cihazların bu kapsamda değerlendirilemeyeceği gibi düşüncelerin bu hükmün uygulama alanını daraltacağı gözden kaçırılmamalıdır.[5]

CMK’nin 134/1 hükmünün uygulanabilmesi için suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması gerektiği yönünde bir düzenleme yapılmıştır. Buradan şu sonuç çıkmaktadır, kuvvetli şüphenin varlığı suçun işlendiğine dair somut kanıtlarla desteklenmediği sürece tek başına yeterli görülmemektedir. Bu iki şart birlikte arandığı için birinden birinin olmaması elde edilen kanıtların kanuna aykırı olacağı sonucunu doğurur. “Başka bir yöntemle kanıt elde etme ihtimalinin olmaması” ibaresi bu tedbirin son çare (ultima ratio) olarak kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.[6]

Ayrıca bu iki şartın gerçekleştiği durumlarda bilişim sistemlerinde arama ve inceleme yapabilmek için öncelikli olarak hakim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise cumhuriyet savcısı kararı gerekmektedir. Böyle bir kararın yokluğunda kolluk tarafından yapılan incelemenin hukuka aykırı olacağı açıktır. Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 15.02.2017 tarihli ve 2015/27517 E., 2017/1716 K. sayılı kararı örnek olarak gösterilebilir.

Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararın süresinde hakim onayına sunulmaması ya da hakim tarafından onaylanmaması halinde, CMK’nin 134. maddesine göre yapılan incelemelerin tamamının imha edilmesi gerekmekte olup, aksi durumda Türk Ceza Kanunun 138. maddesindeki verileri yok etmeme suçu meydana geleceğini de belirtmekte fayda var.

Yukarıda bahsi geçen suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması gerektiği yönündeki şarta ilişkin şunu da söylemek gerekecektir. Kuvvetli şüpheyi, hem şüphelinin soruşturma konusu suçu işlediği yönünde, hem de üzerinde arama yapılacak bilgisayarda suç delillerinin bulunacağı yönünde kuvvetli şüphe olarak anlamak gerekecektir.[7]

CMK 134/2 hükmü şu şekildedir: Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.

Hükümde araç ve gereçlere el konulabilmesinin şartları; kütüklerin şifrelerine ulaşılamaması, gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ve ya işlemin uzun sürecek olması şeklinde üç ayrı duruma yer verilmiş ve bunlar sınırlı olarak (numerus clausus) sayılmıştır. Bilindiği üzere dijital bir cihazı çalıştırmadan yahut adli bilişim yöntemleriyle incelemeden içeriği hakkında dışarıdan bir fikir yürütmek, şifrelenmiş olup olmadığını, gizli bilgiler barındırıp barındırmadığını anlamak mümkün değildir. Bu yüzden bu fıkranın nasıl uygulanacağı soru işaretleri barındırmaktadır.[8]

CMK 134 kapsamında arama yapılan yerde bilgisayar içindeki verilerin şifreli olduğu, verilerin gizlenmiş olduğu ya da verilere ulaşmanın uzun zaman alacağı canlı inceleme yapılarak tespit edilebilir. Türkiye’de adli makamlar, uygulamada çoğu zaman canlı inceleme yapmaktansa verisine ulaşmak istediği şüphelinin kullandığı bilgisayar içinde bulunan harddisk, ssd gibi bilgisayar kütüklerini bilgisayardan sökmekte ve çıkarılan bu cihaz incelenmek üzere polis laboratuvarlarına götürülmektedir. Adli makamların para ve zaman kaybına neden olan bu uygulaması yerine suç delili sayılacak resimlerin, videoların, kelime listelerinin; bir süzgeçten geçirilerek el koyulan cihaz içinde aranması, suçla ilgili verilerin kopyasının alındığı diğer verilerin ayıklandığı aramanın amacına yönelik dünya standartlarında geçerliliği bulunan bir yöntemin uygulanması gereklidir.[9]

Zira bir filtreleme işlemi sonucu yapılan aramalar zaman ve para kaybını önleyecek, CMK 134 hükmü diğer fıkralarla birlikte bir bütün olarak düşünüldüğünde elde edilen tüm verilerin değil yalnızca filtrelenmiş verilerin çıktıları alınacak böylece personelin iş yükü ve harcadığı mesai azalmış olacaktır. Ayrıca suçla ilgisi olmayan veriler inceleme dışı kalacağından kişisel hayatın gizliliği açısından da son derece önemlidir.

CMK 134 kapsamında dijital materyaller ele geçirilirken mutlaka arama ve elkoyma kararı alınmalıdır. Dijital materyallerin rızaen teslimi durumunda dahi savcılık tarafından arama ve elkoyma kararı alınmalıdır. Aksi durumda ele geçirilen deliller hukuka aykırı delil olarak kabul edilmektedir. Yargıtay’ın konu ile alakalı kararları da mevcuttur.

CMK 134/2’ de “… elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.” el konulan cihazlar üzerinde inceleme yapılıp ve imaj alındıktan sonra ele geçirilen delilin gecikme olmaksızın sahibine iade edilmesi gerektiği yer almaktadır. Uygulamada ele geçirilen cihazların elkoyma tarihinden aylar veya yıllar sonra sahibine iade edildiğine rastlanılmaktadır. Bu durum dolaylı olarak anayasada güvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal etmektedir. Bu nedenle kanunkoyucu tarafından uygulamaya yönelik ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzenlemeler yoluna gitmesi gerekmektedir.

CMK 134/3 Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.

Söz konusu hükme göre bilgisayar ve bilgisayar kütüklerin elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki tüm verilerin yedeklemesi yapılır. Ancak büyük boyutlu dolandırıcılık suçlarında el konulan onlarca bilgisayar, cep telefonu, Iphone ve IPad içeriğinin nasıl yedekleneceği ve nerede muhafaza edileceği mühim bir sorundur. Uygulamaya bakıldığında yedekleme için gerekli olan veri depolama birimlerinin (hard diskler) henüz suçluluğu ispatlanmamış şüpheliye aldırıldığı gözlemlenmektedir. Zira ne adliyenin ne jandarmanın ne de polisin elkoyma esnasında boş veri depolama ünitesi aldırtma hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla eğer ki yasa metninin doğru şekilde uygulanması isteniyorsa, gerek adliyelerde gerekse polis merkezlerinde geniş çapta adli vakaların ortaya çıkma ihtimaline binaen yüzlerce ya da binlerce boş hard diskin hazır bekletilmesi gerekmektedir.[10]

Yedeklemesi yapılan verilerin taranması işlemi sırasında, arama konusu suçla bağlantısı olmayıp, şüpheli veya sanığın özel hayatına ilişkin verilerin bilerek ve istenerek açılması durumunda, kanun hükmünün yerine getirilmesi hukuka uygunluk sebebinde sınır kasten aşılmış olacağından, TCK. m. 134’te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu gündeme gelebilecektir. Diğer taraftan, tarama işlemi sırasında, gerekli araştırma yapılmadan, suçla bağlantılı olduğu düşünülen ve fakat şüpheli veya sanığın özel hayatına ilişkin dokümanların açılması durumunda, sınır taksirle aşılmış olacağından ve TCK. m.134’teki suç yalnızca kasten işlenebileceğinden, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşmaz (TCK. m. 27).[11]

Suçla bağlantılı olarak kopyalanan verilerle birlikte, suçla bağlantısı olmayan ve şüpheli veya sanığın kişisel verilerinin kopyalanması durumunda TCK. m. 135’de düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçu gündeme gelebilir.[12] Bu sebeple yukarıda CMK 134/2 hükmünü incelerken değinmiş olduğumuz suç delili sayılacak nitelikteki verilerin bir süzgeçten geçirilerek, yalnızca suçla ilgili verilerin kopyasının alındığı, diğer verilerin aramanın amacına uygun olarak ayıklandığı bir yöntem ile delillerin araştırılması ve toplanması gerekliliğini bir kez daha hatırlatmayı faydalı ve gerekli görmekteyiz.

CMK 134/4 Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.

Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. Şüphelinin veya vekilinin herhangi bir talebi olmasa dahi alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır (CMK m. 134 / 3, 4). Yedeğin bir kopyasının savunma makamına verilmesinin zorunlu kılınması suretiyle, alınan yedek üzerinde sonradan müdahalede bulunulduğu iddiası önlenmek istenmektedir.[13]

Uygulamada bu hükme aykırı birçok örnek olmakla birlikte Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bir kararını paylaşacak olursak: Bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma yapılabilmesine dair CMK’nin 134. maddesi uyarınca açık bir ibare bulunmadığı halde, sanıkların ev veya iş yerlerinde yapılan aramalarda hard disk, bilgisayar kasası, CD ve DVD gibi dijital medyalara, arama mahallinde imaj alınmadan, ilgilisine bir kopyası verilmeden ve kanuna uygun gerekçesi de tutanağa yazılmadan el konulması ve bu şekilde elde edilen delillerin sanık bakımından hükme esas alınmasının CMK’nın 134. maddesine aykırı olduğu… [14]

CMK 134/5 Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kağıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.

Asıl olan, eşyalara elkonulması değil verilere elkonulmasıdır. Öncelikli olarak cihazlara elkoymaksızın delil elde edilmesidir. Cihazlara elkonulmuş ise elkoymadan sonra gerekli kopyaların alınması üzerine elkonulan cihazların gecikmeksizin iade edilmesi gerekmektedir. Cihazlara el konulması yönündeki koruma tedbiri tıpkı diğer koruma tedbirleri gibi geçici niteliktedir.

CMK 134. maddenin beşinci ve son fıkrasında sisteme el koymaksızın da kopyasının alınabileceği, bu durumda alınan verilerin kağıda yazdırılacağı belirtilmektedir. Burada edinilmek istenen hukuki fayda delil bütünlüğünün korunmasıdır. Ancak verilerin kağıda yazdırılması ibaresinden kasıt, alınan dosyaların içeriklerinin yazdırılmasıysa bu durumda sayfalarca belki ciltlerce çıktı alınması gerekecektir. Sadece dosyaların isimleri yazdırılacaksa da bunun delil bütünlüğünü sağlamak açısından bir faydasının olmayacağı ortadadır. Dolayısıyla her iki durumda da maddenin uygulanması problem teşkil edecektir. Görüldüğü üzere CMK 134. madde konuyla ilgili önemli hususlar göz önüne alınarak ve şüphelinin hakları gözetilerek düzenlenmiştir. [15]

Çalışma konusu madde tüm fıkralarıyla ele alınmaya çalışılmıştır. Yapılan bu değerlendirmelerden sonra genel olarak şunları söylemekte fayda görüyoruz. Görüldüğü üzere 2. fıkra mutlaka bilgisayardaki bütün verilen kopyalanması ve bir imaj alma zorunluluğu getirdiği halde, 1. ve 5. fıkralarda sadece soruşturulan suçla bağlantılı verilerin kopyalanması yeterli olacak, soruşturmayla ilgisi bulunmayan bilgisayardaki tüm verilerin kopyalanması gerekmeyecektir. [16]

Dijital delillerin en önemli özelliklerinden ve maalesef dezavantajlarından biri kolayca değiştirilebilir, silinebilir ve bozulabilir olmalarıdır. Bundan dolayı suç mahallinde yapılacak olan olay yeri incelemeleri uzman bir ekip aracılığıyla ve hassas teknik cihazlarla yapılmalıdır. Aksi takdirde suçun aydınlatılmasında kullanılabilecek olan dijital deliller çok rahatlıkla kullanılamaz hale gelebilmektedir. Olay yerindeki bilinçsiz her müdahale delil bütünlüğünün bozulmasına ve yargılama aşamasında çok önem arz eden bir delilin tahrip olmasına neden olabilmektedir. Bu süreçte birçok hatanın telafisi mümkünken, dijital delillerin toplanması ve değerlendirilmesi aşamasında yapılan hataların telafisi hiç olmamakta ya da çok zor olmaktadır. Nitekim ülke geneline bakıldığında adli bilişimde delillerin elde edilmesi, analiz ve bilirkişilik hususunda usul ve esaslara ilişkin yerleşmiş bir standart hala mevcut değildir.[17]

Ayrıca belirtmek gerekir ki; Arama ve elkoyma kararı doğrudan CMK 134. madde için olabileceği gibi, 119 ve 127. maddeler uyarınca verilen genel arama elkoyma kararı üzerine yapılan aramalarda bilgisayarlara da elkonabilir. Elkonulan bilgisayarlarda ayrıca aramaya ihtiyaç duyulmakta ise, inceleme yapabilmek için ayrıca karar gerekir.[18] Aksi halde yukarıda değinildiği üzere elde edilen deliller hukuka aykırı olacaktır. Konuya ilişkin bir Yargıtay kararının künyesine yukarıda yer vermiştik.

Ceza muhakemesinde deliller kanuna uygun olmalı ve kanuna uygun yöntemlerle elde edilmelidir. Adil yargılanmanın sağlanabilmesi, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında toplanan bulguların delil değeri taşıyabilmesi için, şüpheli veya sanıktan elde edilen dijital verilerin, kanun ile sınırları belirlenmiş teknik gerekliliklere uygun olarak toplanması ve sonucunda yargılama makamlarına eksiksiz, bozulmamış halde sunulması gerekmektedir. Kanun koyucunun, CMK’nin 134. maddesini ayrıntılı olarak düzenlemesinin amacı da budur. Dijital delillere harici müdahalenin teknik olarak mümkün olması, çoğu zaman kim tarafından hangi tarihte müdahale yapıldığının da belirlenememesi karşısında, güvenli bir şekilde el konulup incelenebilmesi için mahallinde imaj alındıktan sonra orijinal medyanın şüpheliye bırakılması gerekmekte ise de bu şart soruşturma yapan kolluk personelinin teknik yetersizliği, ekipman yokluğu, ortamın incelemeye elverişli olmaması gibi sebeplerle yerine getirilememektedir.[19]

[1] Avukat (Kars Barosu), Adli Bilişim Uzmanı, Bilişim Hukuku LLM

[2] Bilgisayarın çalışır ve anlaşılır hale gelmesini sağlayan düz metin komutlarıdır. bkz Tanrıkulu, C. Ceza Muhakemesi Hukukunda Bilişim Sistemlerinde Arama ve El koyma. Doktora Tezi. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. 2014. S. 318

[3] CMK 134’te geçen “bilgisayar kütükleri” kelime grubunda geçen kütük kelimesi İngilizce “log” kelimesinin karşılığıdır. Bilişim alanında “log” denilince akla “kayıt” kelimesi gelmektedir. Bu sebepten CMK 134’te geçen bilgisayar kütüğü aslında bilgisayar veri tabanlarını ifade etmektedir. Salih, K. Bilişim Suçlarında Ceza Muhakemesi Kanununun 134. Maddesindeki Hükümlerin Uygulanmasında Yaşanan Aksaklıklar, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (KÜSBD) Temmuz 2021, Cilt: 11, Sayı: 2 s. 651

[4] Yargıtay 16. CD, 21.9.2017, 2015/2056-2017/5023 Yargıtay CD, DVD, flash bellek, disket, harici ve dahili harddisk, bilgisayar özelliği içeren noktaları bakımından akıllı telefon ve benzerlerini verdiği kararlarında CMK m. 134 kapsamında görmüştür.

[5] Aydoğan, H. Adli Bilişim’de Yeni Elektronik Delil Elde Etme Yöntemleri. Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü. Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2009, s.19

[6] Değirmenci, O. Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma, 2018, s. 147

[7] ÖZEN, Muharrem/ÖZOCAK, Gürkan, Adli Bilişim, Elektronik Deliller ve Bilgisayarlarda Arama ve El Koyma Tedbirinin Hukuki Rejimi, Ankara Barosu Dergisi, 2015, s. 62

[8] HEKİM Hakan/ BAŞIBÜYÜK Oğuzhan, Siber Suçlar ve Türkiye’nin Siber Güvenlik Politikaları, Uluslararası Güvenlik ve Terörizm Dergisi, 2013, 4/2, s.151

[9] Salih, K. Bilişim Suçlarında Ceza Muhakemesi Kanununun 134. Maddesindeki Hükümlerin Uygulanmasında Yaşanan Aksaklıklar, Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (KÜSBD) Temmuz 2021, Cilt: 11, Sayı: 2 s. 654

[10] BUCAK Yeşim, Adli Bilişim Ve Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Bilgisayarda Arama, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2019 s.82

[11] YAŞAR, Yusuf/DURSUN, İsmail, Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında Ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama Ve Elkoyma Koruma Tedbiri, MÜHFD-HAD, C.19/3 s.23

[12] ŞAHİN Cumhur, Ceza Muhakemesinde Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında Ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama Ve Elkoyma (CMK m. 134), Yaşar Hukuk Dergisi, Temmuz 2019, C.1 S.2, 282

[13] ŞAHİN Cumhur, s.277

[14] Yargıtay 16. CD, 2015/2056 E. 2017/5023 K. 21.9.2017 KT

[15] HEKİM / BAŞIBÜYÜK, s.152

[16] YASAR/DURSUN, s. 14

[17] Bucak Yeşim, s.80

[18] ŞAHİN Cumhur, CEZA s.275

[19] ŞAHİN Cumhur, s.284

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Fırat ACAY
Fırat ACAY
Merhaba. Size nasıl yardımcı olabiliriz?